Geleneksel eğitim anlayışı, nörogelişimsel farklılıkları uzun yıllar boyunca “düzeltilmesi, hizaya sokulması veya bastırılması gereken bir kusur” olarak kurguladı. Sağlamcı (ableist) bakış açısı; otizmli çocukları okul kapılarında bürokratik bir yüke ya da lütuf bekleyen birer istisnaya indirgemektedir. Oysa nöroçeşitlilik paradigması ve engelli haklarının sosyal modeli, eğitimin bir ayrıcalık değil; her bireyin doğuştan sahip olduğu, tartışmaya kapalı,…
Birçoğumuz Nöroçeşitlilik teriminin , nörolojideki farklılıkların etnik kökene, sosyoekonomik sınıfa, cinsel yönelime, cinsiyete veya engelliliğe benzer bir sosyal kategori olarak tanınması ve saygı duyulması gerektiği gerçeğini temsil ettiği konusunda hemfikiriz. Ancak çoğu kişi, Avustralyalı sosyolog Judy Singer’ın, Nöroçeşitlilik terimini ilk kez 1996-1998’de sosyoloji onur tezinde kullandığını (ve makaleyi resmi olarak 1998’de sunduğunu) bilmiyor . Singer’ın Otizme olan ortak ilgileri konusunda…
Günümüz dünyasında hız, sürekli tüketim, performans baskısı ve dijital enformasyon fırtınası; zihinsel sağlığımızı her an kuşatan bir gerilim alanı yaratıyor. Sabahın ilk ışıklarında kontrol edilen bildirimler, yetersizlik hissi ve bitmeyen telaş karşısında modern birey şu soruyla baş başa kalıyor: Bu gürültünün ve hızın ortasında sahici bir ruhsal denge kurmak gerçekten mümkün mü? Popüler kişisel gelişim…